“Fistandantilus!” Haykırdı Tanis, onları da öldürmek istemiyordu. “Pes et!”
* * *
Tanthalas Quisif nan-Pah ya da bilindik adıyla Tanis Yarı-elf.
EjderhaMızrağı evreninin ortaya çıkmasına sebep olan Big Bang, nam-ı diğer EjderhaMızrağı Destanı Üçlemesi’nin protagonisti, başrol oyuncusu, ana kahramanıydı Tanis. Olayları genellikle onun gözünden gördük, onun ağzından konuştuk ve onun problemlerle çalkalanan beyninde durduk muhteşem üçlemenin büyük bölümünde.
Neden mi bu sayfaları dolduruyorum Tanis hakkında?
Çünkü Tanis uğrunda değil sayfalar, kitaplar doldurabilirim de ondan...
Bu uzun yazı boyunca; güçlü, savaşçı ruhlu, günahıyla sevabıyla, yanlışıyla doğrusuyla, korkusu ve cesaretiyle Tanis olan bu adamı üç bölümde inceleyeceğiz.
Birinci bölüm ya da Yükselen Anka; Tanis’in doğumunu, doğumunun yarattığı olayları, çocukluğunu, gelişimini ve ailesini içerecek. İki dünya, daha doğrusu iki evren arasında kalmış bu küçük çocuğun kendine ve etrafındakilere getirdiklerini, onlardan götürdüklerine şahit olacağız.
İkinci bölüm ya da Gölge Yıllar; Tanis’in gençliğini, bir erkek olmak için yaptıklarını, başından geçenleri, çıktığı yolculukları, sevdiği kadınları, hayalkırıklıklarını, esrarlarını barındıracak. Sevdiği kadın için tüm evreni feda edebilecek bir erkeğin ortaya çıkışını izleyeceğiz.
Üçüncü ve son bölüm olan Ruhlar Savaşı’nda ise; Ansalon’un, Krynn’in en büyük kahramanlarından biri, belki de en büyüğü olan Tanis Yarı-elf’in efsanelerine, başarı öykülerine, yaşamında başardığı ve başaramadığı şeylere, sevdiği kadına, ölümüne ve ölümünden sonrasına göz atacağız.
Öyleyse mumlar sönsün ve dumanları mağrib diyarlardaki egzotik kadınlar gibi titreyerek yükselirken cennetlere, biz de açalım deri kaplı kitabımızı ve girelim söze...
* * *
Yükselen Anka
Qualinost’un ulu ağaçları, altın kuleyi saklıyordu. Bu altın kule Qualinesti elflerinin kalbiydi. Güneş Kulesi’nin altın görkemi bu güzel ağaçların arasından bir ok başı gibi fırlıyordu göklere. E’li’ye yapılmış bir mızrak gibiydi.
Bu muhteşem güzellikler, elflerin biricik prensesi Elansa Günaltın’ın kaçırılmasıyla solmuş, silikleşmişti. Qualinesti’deki her elf prenseslerini kurtarmak için ya plan yapıyor, ya da eşi, biricik sevgilisi, Qualinesti’nin koruyucusu Kethrenan Kanan’a dua ediyordu. Kethrenan ne de olsa Güneş’in Konuşmacısı Solostaran Kanan’ın kardeşi, onun generali idi.
Elansa, ölen ağaçlara yardım etmek için çıktığı yolculuğunda bir grup haydut tarafından kaçırılmıştı. Afet sonrası bu dönemler çok tehlikeli ve karanlık günlere sahiplik ediyordu. Pax Tharkas ve Qualinesti arasındaki bölge haydutlarla, goblinlerle kaynıyordu. Tehlike ve ölüm kol geziyordu. Elansa da iyi bir zamanda iyi bir yerde değildi doğrusu. Böylece Elansa, Brand ve adamları tarafından kaçırıldı, kayalık bozkırın altındaki tünel ve mağaralarda uzun bir zaman saklanmak zorunda kaldı. Kethrenan karısını kurtarma fikrine saplanmış, bunu obsesyon haline getirmişti. Öyle ki, günden güne soluyor, kuruyordu. Onu gören elfler ise Kethrenan’ın tüm Qualinesti’ye kötü şans getireceğine inanmaya başlamışlardı artık. Eski sevgiler soluyor, güven yerini korkuya bırakıyordu.
Bu sırada Elansa Kethrenan’dan olan çocuğunu düşürmüştü. Brand ile de yakınlaşmaya başladılar. Brand, Elansa’yı diğer haydutlardan uzak tutmaya çalışsa da, böyle güzel bir elf hanımının varlığı uzun zaman boyunca kanun kaçağı olmuş insanları özellikle cezbediyordu. Bir gece Brand yer yatağının yorganını açarak Elansa’ya “Seç...” Dedi. Uzakta haydutların sıkı nefes alıp verişleri duyuluyordu.
Elansa da Brand’ı seçti.
Brand, Elansa’nın sihirli, iyileştirme gücünü ihsan eden Yükselen Anka cevherinden başka şeylere de sahipti artık, Kethrenan, karısının bir insan pisliğine teslim olacağına intihar edeceğini sanarken.
Yaşam fazlasıyla güzeldi, bir çırpıda bırakıp gitmek zordu.
Kethrenan, Pax Tharkas’ın kapılarında eşine bir savaşın ertesinde ulaştı. Brand ‘ı Kethrenan, Keth’i de Brand’ın haydutlarından biri olan kara elf Leyerlain öldürdü. Bu sırada Elansa, Tanis’e hamileydi ve Tanis, bir tecavüz çocuğu olmaktan hayli uzaktı. Prensesin kocası Kethrenan Kanan’dı ama gerçek sevgilisi insan haydut Brand olmuştu.
“Valth! Caslth! Valth!”
(Fahişe! Kaltak! Fahişe!)
-Kethrenan Kanan, karısı Elansa Günaltın’a...
* * *
Yazarın notu: Kindred Spirits, Tanis, the Shadow Years, Steel and Stone, DragonLance Chronicles, DragonLance Legends, Dragons of Summer Flame ve War of Souls romanlarını okumamış olanlar bu yazıda, kendilerine bu kitaplarda geçen olaylar hakkında bazı bilgiler verildiğini göreceklerdir. Bu bilgiler eğer alınacak zevki engelleyecekse şimdi okumayı bırakmaları tavsiye olunur...
Afetten Sonra 258 (burada bir küçük anlaşmazlık mevcuttur. Tanis’in doğum tarihi olarak hem 258 hem de 247 geçmektedir. Yazıda 258 kabul edilmiştir.) senesinde dünyaya geldi Tanthalas. Adını veren, herkesin bildiğinin aksine, onun bakıcısı olan yaşlı bir elf hanımı Eld Ailea’dır. Tanthalas eski bir insan diyalektiğinde “Daima Güçlü” anlamına gelmekteydi. Qualinesti’de yaşayacak bir yarı-elfin bu güce ihtiyacı olacağını düşünmüştü Eld Ailea. Ayrıca Açıklamalı Destanlar’da (Annotated Chronicles) Margaret Weis ve Tracy Hickman, Tanthalas’ın “Kaderinde Hükmetmek Olan” anlamına geldiğini de açıklıyordu.
Elansa doğumdan kısa süre sonra öldü. Çocuğunu bir defa kucağına almış ve ona sadece bir kez annelik etmişti. O zamana kadar herkese, insan haydut tarafından tecavüze uğradığını söyledi. Bunu doğmamış çocuğunu korumak için yapmıştı.
Tanis’in, uzak diyarlardaki ele geçirilemez bir kalenin balkonlarından birinde, eski bir dostunun oğlunu korurken sırtından yiyeceği kılıç darbesine kadar sürecek olan çalkantılı hayatı ise, başlamıştı artık.
Solostaran Kanan, Elansa ve Kethrenan’ın anısına Tanthalas’ı büyütme işini üzerine almıştı. Tanthalas’ı, kendi çocukları olan soğuk ve mesafeli Porthios, ateşli Gilthanas ve güzeller güzeli Lauralanthalasa (Doğumu Afetten Sonra 278) ile birlikte büyüttü.
Tanis, elbette ki büyük bir önyargının hedefinde olmuştu. Nasıl ki EjderhaMızrağı diyarının en popüler tiplemesi olan Raistlin Majere çocukluğunda sinsi olarak adlandırılmış ve hor görülmüşse, Tanthalas da sanatçı ruhlu, ince ve nazik yapılı, duyarlı elf çocukları tarafından hor görülmüştü. Tanis, Raistlin’in aksine bu durumu kendiyle barışarak ve dünyaya kin duymadan yendi.
“Uğraşmayın. Sizi asla kabullenmeyecekler. Onlar gibi olmayanları kabul etmezler.”
Tanthalas, Flint’e
Ancak o kadar koşuşturmayalım, Tanthalas’ın çocukluğu belli zorluklara gebeydi ve bunların merkezinde iki nosyon yatıyordu. Biri annesinin yani bir elf prensesinin, bir insan tarafından tecavüze uğraması, diğeri ise Tanthalas’ın bir yarı-elf olmasıydı. Elflerin insanlarda rahatsız edici buldukları o hantallık, kabalık, barbarlık ve çirkinlik; Tanthalas’da sezilebiliyordu. Diğer çocuklar gibi ince yapılı, şarkıda, sanatta, yayda başarılı değildi. Kaslı ve kalın kemikli bir yapıya sahipti, diğer çocuklardan daha güçlüydü ve çabuk tepki veriyordu. Yaşamda aceleci bir hali vardı.
Bu önyargıların oluşturduğu bir çemberin içinde Tanthalas uzun süre yaşadı. Bu süre içinde üç tane arkadaşı avrdı; Solostaran’ın halefi, soğuk ve kibirli Porthios; ortanca prens umursamaz ve savaşçı ruhlu Gilthanas; ve...ve dünyalar güzeli, büyüleyici elf prensesi Lauralanthalasa.
Laurana’ya sonraları birkaç defa döneceğiz. Şimdilik gözlerimiz Tanthalas’da kalmalı.
Porthios’un küçük gören tavırları, Gilthanas’ın bir hata kollayan tavrı ve Laurana’nın şımarık saplantısı (!) Tanthalas’ı gerçek dostluğa yabancı bırakmıştı. Evet, Laurana’yı şımartılmış bir küçük kız olarak görüyor, ona olan aşkını sadece kendisinden farklı olduğu için macera arayışına bağlıyordu. Ancak bu, Laurana’nın aşkına karşılık vermediği anlamına gelmemeli. Tanthalas, kendi hesabına Laurana’yı çok seviyordu. Hatta, tüm elfler arasında onun en yakın olduğu insan elf prensesinin kendisiydi. Sadece bu teslimiyeti yapmaya kendisini hazır hissetmiyordu. Elf yaşamı içinde bir “yarı-insan”dı o. Durağan yaşantı, etrafını sarmalayan bu yavaş tempo onun kanını kaynatmaktan başka birşey yapmıyordu. İleride Kitiara’ya tutulmasının sebebi de işte bu insan yarısının tutkulu ve hararetli yapısı olacaktı.
Sık sık yalnız kalıyordu, düşünceleri darmadağındı ve toparlaması mümkün gözükmüyordu genç melez gözlerine.
Tanthalas, henüz daha bir çocuk olduğu 30 yaşında, 288 senesinde; Qualinost’a Flint Fireforge geldi. Solostaran onun hünerli ellerini çok duymuştu. Fireforge ustaya Qualinost’da bir iş teklif etti. Flint, oldukça cazip bu teklifi kabul etmekte gecikmedi. Bir akşam elf çocuklarına yaptığı oyuncakları verirken gördü genç yarı-elfi Flint. Konuşmamış, hep arkadan onu izlemişti. Bir süre sonra bu içine kapanık gençle tanıştı ve onun karakterine, zekasına hayran kaldı. Tanthalas bu dönem içinde Miral adındaki bir büyücüden tarih ve politika, Lord Tyresian adındaki Qualinesti’nin en iyi savaşçılarından birinden de silah dersleri almaya başlamıştı. Tyresian’ın ve onun etrafındaki soylu ve kibirli elf takımının alaylarına sık sık maruz kalan Tanthalas içinde büyüyen öfkeye teslim olup Porthios ile bir çekişme bile yaşamıştı.
Ancak bu sıralarda başlayan bir trajedi hepsinin yaşamlarını kökten değiştirmeye başladı. Elf soyluları bir bir katledilmeye başlamıştı. Şüpheler yavaş yavaş Tanthalas’a doğru kayıyordu. Konuşmacı – Solostaran – Tanthalas’ın suçlu olmadığını düşünse de onun kendisini aklayacak bir kanıt bulamamasından dolayı çaresiz kalmıştı. Ve eski bir iyiliğin bedelini, biricik kızı, Lauralanthalasa’yı Lord Tyresian’a vermekle ödemeyi uygun bulmuştu. Bu, Tanthalas ve Lauralanthalasa için gergin bir dönemi tetikledi. Çocukken birbirlerine verdikleri evlilik sözünü unutan Tanis ve onun hayalini kuran Laurana şimdi ayrı düşmüşlerdi. Ancak katil, Konuşmacı’nın çocuklarının – yani Porthios’un, Gilthanas’ın ve Laurana’nın - peşindeydi.
“Seni ve Konuşmacı’yı öldürmek için kurulmuş bir komplo var.”
“Konuşmacı? O iyi mi?”
“O iyi. Ben katili durdurmak için geldim.”
Tanthalas, Porthios’a
Tanis bu dönemde Flint Fireforge’dan demircilik öğreniyor, kendine silah yapmakla geçiriyordu zamanını.
Ve olaylar tırmandı, tırmandı. Flint, Tanis’e eliyle yaptığı kusursuz işçilikte bir kılıcı hediye etti, Eld Ailea, katile kurban olmadan hemen önce Tanthalas’ı koruyacak olan tılsımı Flint Fireforge’a teslim etti ve onu kılıca takmasını istedi. Ölüler ve aldanışlardan sonra katil suüstüne çıkarıldı ve Tanis, Flint ile birlikte terketti Qualinost’u.
Not: Kindred Spirits’e göre, katil, Kethrenan ve Elansa’nın da ölümünün sorumlusuydu ancak The Inheritance, Elansa’nın Brand’e aşık olduğunu, onun çocuğunu isteyerek doğurduğunu ve katilin bu ilişkide parmağı olmadığını yazmaktadır. Seçim size kalmış.